Ana içeriğe atla

Tanışalım mı?

 Herkese selam...

Uzun zamandır hayata geçirmeye çalıştığım blogum için bugün ilk adımı atmaya karar verdim. "Blog mu kaldı Allah aşkına" diyenler olacaktır elbette, bunu ben de çok düşündüm ama içimdeki yazma aşkını yansıtabileceğim başka bir çözüm bulamadım. 

İlk yazıda tanışalım istiyorum. Daha doğrusu bu yazıları yazan kimdir nedir diye merak edenler için eğlenceli bir özgeçmiş bırakayım diyorum. Öncelikle şunu bilmenizi isterim ki gizliliği severim. Bu nedenle gerçek ismimi cismimi açıklamayı düşünmüyorum. (Gerçi belli olmaz bakarsınız çok ünlü olur şöhrete kapılır açıklarım 😀) Şaka bir yana siz beni Papatya olarak bileceksiniz. Kendime bulduğum mahlasım bu. Neden Papatya diyenlere de basit bir cevabım var: çünkü papatyaları severim. Gösterişsiz güzellikleri vardır ama asla sıradan değildir. Bahar geldiğinde yeryüzünü çok daha güzel bir hale getirirler...

Buraya kadar tamamsak, şimdi gelelim Papatya kimdir nedir sorusunun yanıtına. Efendim, Papatya bir kadındır ve malum-u aliniz kadınlara yaşı sorulmaz. İletişim Fakültesi mezunudur ve bu ülkedeki birçok İletişim Fakültesi mezunu gibi mesleki kimliği belirlenmemiş bir İletişimcidir. (Neyse bu konuya fazla dalmayalım yaralıyım.) Evlidir, son çeyrekte koca bulmuş ve "evde kalmış iletişimci" unvanını almaktan son anda kurtulmuştur. (Tabi bu tamamen kendi yakıştırmam, bana sorsanız evlilik için doğru yaş diye bir kesinlik yoktur.) Uzun yıllar boyunca reklam ajanslarında birçok farklı görevde çalıştıktan sonra evlenmenin kendisine verdiği yetkiye dayanarak işlerini Freelance olarak evinden yürütmeye karar vermiş ve mesleğini içerik yazarı olarak güncellemiştir. (Evden çalışmak gibisi yokmuş azizim.) Elbette ürün içeriği yazmayı sevse de kendi duyguları, kelimeleri içinde biriktiği için bir de blog açmaya karar vermiştir. 

Tanışma için bu kısa özet şimdilik yeterli sanırım. Aslında bir de "papatyacablog" isimli bir Instagram hesabı girişimim oldu ondan da bahsetmek istiyorum. Efendim evlendikten sonra bendeniz, evlilik süreci boyunca yaşadığım ve bana aşırı anlamsız ve yorucu gelen olayları anlatmak ve gençlere yol göstermek için bir Instagram hesabı açtım. "Kırmızı Kuşak" ile ilgili paylaştığım reels neredeyse hiç takipçim olmamasına rağmen 300 bin izlendi. (Öyle demeyin bu baya büyük bir başarıydı benim için. Bir de kuşaktan yana ne kadar çok dertli varmış inanamadım.) Tabi bu izlenme beni çok memnun etse de daha sonra bu sayfa üzerine eğilemedim, içerik üretmekte sıkıntı yaşadım ve biraz boşladım açıkçası. Ama onunla da ilgileneceğim merak etmeyiniz. (Eden varsa tabi.)

Peki siz bu blogda neler bulacaksınız?

Her şeyden önce şunu söyleyebilirim ki ikizler burcu olmamın verdiği yetkiye dayanarak oldukça değişken içeriklere sahip bir blog olacak burası. Bir bakmışsınız gündemdeki bir konuyu yazmışım bir bakmışsınız yıllar önceki bir dizi ya da filmi yorumlamışım kendimce. Tamamen duygularımın yönettiği bir blog olsun istiyorum. Kendi deneyimlerimden ve fikirlerimden yola çıkarak almak isteyenlere tavsiyelerim de olacak. Tüm bunların ötesinde şunu bilmenizi istiyorum ki tüm yazdıklarım tamamen "Bence" temeline dayalı olacak. Yani kesin yargı içermeyen "doğrusu budur" demeyen ama "ben denedim sonucum bu oldu" içerikleri okuyacağınız bir blog. 

Paylaşımlarımız esnasında her türlü yapıcı ve "düzgün üsluba sahip" eleştiriye açık olduğumu unutmayın. Ama bununla birlikte en ufak saygısızlık ve saldırıda altta kalmayacağımı da bilin (ben bir Karadeniz
kızıyım ve evet övünmüyorum ama tersim pistir.) 

O zaman hayırlı olsun diyelim... Umarım tanıştığınıza memnun olursunuz.



Sevgiyle, mutlulukla, sağlıkla kalın...


Papatya

Yorumlar

  1. Harika işlerinden birisine daha şahit olmak çok güzel başarılarında ve yürüdüğün yolda güzellikler hep seninleyiz papatya 💝🌼

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım benim çok ama çok teşekkür ederim❤️ İyi ki varsın💖

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çocuk Düşünmüyor musunuz?

  Herkese merhaba; Bugünün konusu biraz ağır. O nedenle şimdiden bu yazı içerisinde dolaylı yoldan adı geçen, kendisinden bahsedilen ve hakkında ağır konuştuğum kimseden özür dilemediğimi belirteyim. Öyle ki bu sözlerimi denk gelip yüzünüze söyleyeceğim anları hevesle bekliyorum. Girizgahta isyanımı kustuğuma göre gelelim asıl meselemize...  Farkında mısınız bilmiyorum ama hayatlarımız kocaman bir sorgu odası... "Sınavı kazandın mı?, Nereyi kazandın?, Okul ne zaman bitiyor?, Hayatında kimse var mı?, Nişan ne zaman?, Düğün ne zaman?".... Özellikle de akrabalar tarafından bu soruların ardı arkası kesilmez. Herkes üzerine vazife olmadığı halde, çoğu zaman "iyilik" kisvesi altında bu soruları sorar da sorar... İyilik kisvesi diyorum çünkü maalesef çoğunlukla kimsenin niyeti o kadar da iyi değilidir. Üstelik biz bu sorulara delirirken anne babalarımız bize "aaa ama halan/teyzen/dayın/amcan/nenen seninle ilgilendiğinden soruyor" diye en ufak kaş kaldırmamıza müs...

Cicim Ayı Evliliğin İlk Yılından Sonra Başlar...

Selamlar! Evliliğimin ikinci yılını geride bırakırken, yeni evlenecek ya da henüz evlililiğinin ilk yılında olan insanlar için birkaç satır yazmak istedim. Özellikle bu konuyu seçtim çünkü bu konu benim için çok önemli. "Keşke evlenmeden önce bilseydim" diyebileceğimiz birçok şey olabiliyor tabi ki ama bence bu en önemlisi:  "Evlendiğinizde ilk bir yıl asla cicim aylarınız değildir ve muazzam bir saadet beklemeyin!" Bu cümleyi aklınıza kazıyın ve ne kadar doğru olduğunu okudukça anlayın. Öncelikle bu benim cümlem değil. Cümlenin orijinali de bu değil. Cümlenin hikayesiyse şu; Düğünüme yaklaşık 2-3 ay var. Heyecanlıyım, mutluyum... Yaş 34... Köprüden önce son çıkış misali (kime göre neye göre tabi ama) son anda koca bulmuşum :D Çok da seviyoruz birbirimizi. Bizimki yakın hatta çok yakın arkadaşlıktan ilişkiye dönme. Şanslı sayıyoruz kendimizi. Evlenmek bizim için çocuk oyuncağı yani... Her neyse uzatmayayım. Bir akrabamızın evine yemeğe gittim. Pek de hoşlanmam kendi...