Selamlar!
Evliliğimin ikinci yılını geride bırakırken, yeni evlenecek ya da henüz evlililiğinin ilk yılında olan insanlar için birkaç satır yazmak istedim. Özellikle bu konuyu seçtim çünkü bu konu benim için çok önemli. "Keşke evlenmeden önce bilseydim" diyebileceğimiz birçok şey olabiliyor tabi ki ama bence bu en önemlisi:
"Evlendiğinizde ilk bir yıl asla cicim aylarınız değildir ve muazzam bir saadet beklemeyin!"
Bu cümleyi aklınıza kazıyın ve ne kadar doğru olduğunu okudukça anlayın. Öncelikle bu benim cümlem değil. Cümlenin orijinali de bu değil. Cümlenin hikayesiyse şu;
Düğünüme yaklaşık 2-3 ay var. Heyecanlıyım, mutluyum... Yaş 34... Köprüden önce son çıkış misali (kime göre neye göre tabi ama) son anda koca bulmuşum :D Çok da seviyoruz birbirimizi. Bizimki yakın hatta çok yakın arkadaşlıktan ilişkiye dönme. Şanslı sayıyoruz kendimizi. Evlenmek bizim için çocuk oyuncağı yani... Her neyse uzatmayayım. Bir akrabamızın evine yemeğe gittim. Pek de hoşlanmam kendisinden. Bana göre ukalanın tekidir. Hani şu "herbokolok" denilenlerden... Her şeyi o bilir her şeyi o başarır... O yüzden söylediklerini de pek ciddiye almam genelde... Ama şimdi laf aramızda bana verdiği bu bilgi için kendisine dua ediyorum yalan yok.
Efendim bizim bu akraba her zaman olduğu gibi muazzam hayat tecrübesiyle bir şeyler anlatıp duruyor. Düğünden dernekten bahsediyor. Biz şöyleydik biz böyleydik, ben şöyle yaptım en iyisi budur minvalinde insanı geriyor da geriyor. Ben tam sohbetten kaçacak yer ararken bana ciddi bir ifadeyle şunu söyledi:
"Bak canım, evlilikte en büyük kavgalar ilk 1 yılda çıkar. Sakın panikleme. Evlilik aşkı öldürüyormuş deme. Geçecek. Eğer o kavgalarda yükselmez, yatışmasına izin verir ve bunları fazla ciddiye almazsan asıl cicim ayları ondan sonra başlar. Bu söylediğimi unutma."
İlk duyduğum anda dünyanın en saçma tiradı gibi gelmişti. Evlenene kadar da ciddiye almamıştım. Ta ki evlendikten 1-2 ay sonra şu an nedenini asla hatırlamadığım bir olayda eşimle bağıra çağıra kavga edene kadar. O kavga sırasında birden o cümle çınladı kulağımda "en büyük kavgalar ilk 1 yılda çıkar..." Ekoyla falan çınladı ama öyle böyle değil... İyi ki de çınladı... Kavgayı bitirmedi, dibine kadar kavgayı sürdürdük... Ama ben paniklemedim, ne oluyor demedim, dünyam başıma yıkılmadı. Sakinleşip olay geçtikten sonra aynı cümleyi eşime de anlattım. Bana böyle bir cümle kuruldu ve haklıymış dedim. Bunu bilmek kavgaları bitirdi mi? Hayır. Biz gerçekten de 1 yıl ara ara kavga ettik. Hem de şiddetli şekilde. Ama bu kavgaları ciddiye almadık.
Şimdi diyeceksiniz ki neden kavga ettiniz madem öyle? İşte bu nokta cümlenin temeli... Ediyorsunuz. Elinizde olmadan ediyorsunuz. Nedeni çok basit: evliliğe alışıyorsunuz.
Şöyle düşünün; istediğiniz kadar sevgili olun, aşkınızdan ölün, aynı evde kalmış olun FARKETMEZ! Evlilik başka bir dünya ve o dünyadan içeri girdiğinizde ikiniz de başka bir insana dönüşüyorsunuz. Aslında özünüze dönüyorsunuz. İki farklı insan var çünkü o evde. Farklı ailelerde büyümüş, farklı kültürlerden gelmiş, alışkanlıkları farklı iki insan. Ve diyorlar ki bu iki insana artık siz ailesiniz ve birlikte yaşayacaksınız. Evlisiniz. Perdeler kalkmış, flört dönemindeki maskelemeler yok.
Basit örnekler verelim: eşlerden biri düzenli üç öğün yemek yemeye alışık diğeri günde tek öğün atıştırıyor. Burada hangisinin kadın ya da erkek olduğu önemli değil. Kim kime uyum sağlayacak? Biri geç yatıp geç kalkıyor, diğeri erken yatıp erken uyanıyor... Biri sabah kahvaltısına önem veriyor diğeri asla kahvaltı etmiyor... Listeyi çoğaltabilirsiniz. Burada önemli olan şey şu: iki kişi de birbirine uyum sağlamak zorunda ve herkes alıştığı şekilde yaşamaya davam edemez çünkü artık evlisiniz ev arkadaşı değil.
İşte bu alışma sürecinde her iki tarafta da bir gerginlik olabiliyor ve kavga çıkıyor. Haa sakın yanlış anlamayın, herkes ilk yıl paldır küldür kavga edecek diye bir kaide yok. Ama ederseniz korkmayın diye yazıyorum bunları. Bir de şu var: bu kavgalarda şiddet olmamalı, hakaret içermemeli. Bu kavgalar herkesin kendini karşı tarafa çaresizce ifade etme isteğinden kaynaklanıyor. Bu nedenle belki karşılıklı bağırış çağırış ama asla suçlama, hakaret ya da psikolojik/fiziksel şiddet değil.
(Buraya bu parantezi açmak zorundayım. Kadın ya da erkek farketmeksizin bir ilişkide veya evlilikte psikolojik/fiziksel şiddet gördüğünüzde, aşağılandığınızda, değersiz hissettiğinizde asla orada durmayın. Yardım istemekten korkmayın!)
Parantezden sonra devam edelim. Bu ilk yıl kavgaları nasıl bitiyor? Önce ettiğiniz kavganın akabinde mevzu çok uzamıyor. Eğer değer verdiğiniz ve değer gördüğünüz bir ilişki içerisindeyseniz ya özür diliyor ya da özür dileniyorsunuz. Gönlünüz alınıyor ya da gönül almayı biliyorsunuz. Sonra o kavga ettiğiniz konular çözülüyor ve herkes bir adım atıp birbirine uyumlanıyor. Ondan sonra da cicim ayları başlıyor...
Özetleyecek olursam sevgili dostlar; evlilikteki ilk yıl kavgalarınızdan korkmayın. Ama şunu da ayırt etmeyi bilin: bu ilk yıl kavgası mı yoksa gerçekten çözümsüz bir sorunun başlangıcı mı? Bunu ayırmanın en iyi yolu da kendinizi ve eşinizi iyi tanımak...
Yazdığım şeyleri buraya kadar okuduysanız size teşekkür ederim. Evlilik bir sanat. Belki de en zor sanatlardan biri. Belki nedenlerini başka bir yazıda paylaşırım. Gel gelelim şunu unutmayın ki birçok kişi mutlu olmak için evleniyor (evlenmek için evlenenlere ayrı bir başlığım var çok yakında) ama mutlu olmak ve iyi bir evlilik sürdürebilmek için karşılıklı fedakarlık ve çaba şart. İki tekerlekli bir bisikleti tek tekerle yürütemezsiniz, zor olur yani illa bir yerde tökezlersiniz. Tabi tek tekerlekli tasarlanmış bisikletler de var. Bu da tercih :)
Kavgalar sizi korkutmasın a dostlar. Kocam çorabı koltukta bıraktı, karım yemek yapmadı, çok para harcandı, ev düzensizdi, elektrik çok geldi bilmem ne... Bundan da kavga mı edilir demeyin, edilir. Ama kural şu sadece ilk yıl :) sonrası başka bir konu ki Allah kimselere göstermesin...
Herkes mutlu olsun, evlilikler her çift için cennet gibi olsun :)

Yorumlar
Yorum Gönder