keşke:
belirteç . bağlaç
dilek anlatan tümcelerin başına gelir, dilerdim ki, ne olurdu gibi özlem ya da pişmanlık bildirir.
Ne değişik bir kelimedir şu keşke... Neler barındırır içinde... Çok kullanılan ama belki de en çok kullanılması istenmeyen kelimelerdendir bence. Hemen herkesin bir yerlerde sakladığı bir "keşke" vardır. Keşke olmasaydı...
Bugün bireysel değil toplumsal keşkelerden bahsedelim isterim...
Keşke ahlakımızı yitirmeseydik derim önce... Ahlakı dinle örtüştürmesydik. Ahlakın "insan olmak" ile ilgili olduğunu özümseyebilseydik. Açık giyinmenin ya da tesettürlü olmanın, alkol kullanmanın ya da kullanmamanın, namaz kılmanın ya da kılmamanın ahlaklı ya da ahlaksız olmakla ilgili olmadığını bilseydik...
Keşke "özgürlük" kavramının başkalarının alanlarına tecavüz etmekten çok uzak bir şey olduğunu anlasaydık. Sokaklarda "çıplak" gezmenin ya da bazı kahve zincirlerinin önünde tekbir getirmenin , kadın erkek demeden sosyal medyada ne özel anları teşhir etmenin, trafikte terör estirmenin, sin kaflı küfürleri sağda solda havalara saçmanın özgürlük değil cahillik olduğunu kabul edebilseydik...
Keşke sadece tüketmek üzerine kurulu bir kültür benimsemeseydik... Sürekli satın almanın, en lüks içi ömrümüzü ipotek etmenin kapitalizmin bir dayatması olduğunu anlayabilseydik... En güzel anıları yaşamak yerine onları bir cep telefonu ekranına sığdırmaya çalışırken gösterdiğimiz çabanın ömrümüzden çaldığını fark edebilseydik...
Keşke "adam gibi adam" kavramını inşa ederken erkekliğin ne olduğunu doğru kavrayabilseydik. Ana - babalar oğullarına "göster yavrum pipini", "bütün kızlar senin olacak", "ne canlar yakacak oğlum" ninnileri söylemeseydi de bugün her şeyin sahibi olduğuna inanan ve bu uğurda her şeyi kendilerine mübah gören erkekler olmasaydı etrafımızda... Kadını bu kadar değersizleştiren anlayışlar doğmasaydı hanelerde... Bu yüzden ıssız sokaklarda sıkıştırılıp taciz edilmeseydi kadınlarımız, tecavüze uğramasalardı, ölmeselerdi...
Keşke "o saatte orada ne işi vardı?" demeselerdi, "küçüğün rızası vardı" cümleleri hiç kurulmasaydı... Takım elbise giyildi diye iyi hal indirimi verilmeseydi...
Keşke koruyabilseydik çocuklarımızı... "Narin" davranabilseydik onlara hak ettikleri gibi. Başlarına gelen en kötü şey sokakta oynarken düştüklerinde dizlerinde oluşan yaralar olsaydı. En büyük hayal kırıklıkları sahip olamadıkları bisikletleri olsaydı... Evlerine geldiklerinde korkusuzca yatıp uyuyabilselerdi... Sokağa özgürce çıkabilselerdi de tek çekinceleri akşam ezanı okunmadan eve dönebilmek olsaydı... Gittikleri yatılı okullarda sadece eğitim görselerdi mesela... Hayalleri yıkılmasaydı... Soğuk ve rutubetli bir dere kenarında solmasaydı bedenleri...
Keşke "aile" olmayı unutmasaydık... Evliliğin, yuva kurmanın içini bu kadar boşaltmasaydık. Amaçlarımızı şatafatlı düğünlerimizi, en pahalı gelinliklerimizi, altınlarımızı sosyal medyada yarıştırmak olmasaydı... Sırf bu yüzden yüz binlerce lira borçlanan insanlar olmasaydık. Azın çok olduğunu içselleştirebilseydik... Aile olmanın önemini Adile Naşit ve Münir Özkul'un filimlerinden anlasaydık hiç değilse... Gelecek nesillere aktarabilseydik...
Keşke sahteyle gerçeği ayırabilseydik... Her gördüğümüzün gerçek olmadığını kavrayabilseydik. Ekranlarda, sosyal medyada gördüklerimizin bir balondan ibaret olduğunu anlasaydık da onlara benzemek için yarışmasaydık... "Yesmar yesmar" türküsü tutturup da altın tozlu kahveler içmek için olmadık şekillere girmeseydik...
Keşke daha çok okusaydık... Sürekli kaydırıp durmak yerine ekranı, sayfaları çevirseydik... Bir hikaye, roman, şiir okusaydık mesela... Kitapları kahve yanı fotoğraflarımızın mezesi olmak dışında da raftan indirseydik...
Keşke her sakallıyı dedemiz sanmasaydık. Dini ve milli değerlerimizi kimsenin sömürmesine izin vermeseydik. Laiklik kavramını yalnızca İzmir Marşı söyleyip rakı içmeye indirgeyenlere inat gerçekten dini ve devlet işlerini ayırabilseydik... Herkesin inancı kendine deseydik. Hoşgörülü olsaydık... Ayrışmasaydık... Şu güzelim coğrafyada yüzyıllardır bir arada yaşamayı başarmış dedelerimizin kemiklerini sızlatmasaydık. "O bizden değil" demek yerine "Biz biriz" diyebilseydik...
Keşke insanca şartlarda yaşayabilseydik... Hangi meyve sebzede tarım ilacı var diye düşünmek zorunda kalmasaydık. Ellerimizde "Amerika'dan ithal" pestisit ölçüm cihazlarıyla delirmeseydik. Güzelim tarım ülkemizi biraz daha fazla para uğruna çöplüğe çevirmeseydik. Toprağımızı zehirlemeseydik... En iyisini yabancı ülkelere satıp sınırdan geçmeyecek kalitedeki ürünleri kendi vatandaşımıza yedirmeseydik...
Keşke her ay ay sonunu düşünmek zorunda kalmasaydık... Kuruş kuruş hesaplara düşmeseydik... Bir maaşımızı ev kirasına vermeseydik... En son ne zaman et yedik diye düşünmeseydik... O etleri de nereden ithal etsek acaba diye aranmasaydık... Hiç değilse hayvancılığımıza sahip çıkabilseydik...
Keşke binaların kolonlarını kesmeseydik... Üç kuruş kar etmek için malzemeden çalmasaydık... Şehirleşirken hızla, tarım arazilerine binalar dikmek için yarışmasaydık... Ağustos sıcağında, Şubat ayazında o kesilen kolonların altında kalmasaydı hayallerimiz, anılarımız, yaşamlarımız...
Keşke içinde kaybolduğumuz kocaman hastaneler yapmak yerine içindeki doktorları koruyabilseydik... Kuyruklarda geçmeseydi ömürlerimiz bir parça şifa bulabilmek için... Üç kuruş para için dünyaya gözünü yeni açmış melekler katledilmeseydi... Annelerin kucakları boş kalmasaydı... Bizler bu olanların sorumlularının adilce yargılanacağına inanabilseydik... İşin içinde olan ama yüzü görünmeyenlerin de hesap vereceği konusunda içimiz rahat olsaydı...
Keşke okul yapmakta yarışsaydık cami yapmak yerine... Yanlış anlaşılmasın yeterince camimiz var diye... Üstelik camilerimizin içi boşken okullarımızda öğrencilerimizin üst üste eğitim gördüğünü bildiğimiz halde... Sonra atama bekleyen onca öğretmenimiz varken.. Biraz daha önem verseydik eğitime... Velilerimiz ellerinde paspas okulları temizlemek zorunda kalmasaydı...
Keşke bu kadar "keşke" demek yerine bir şeyler yapabilseydik... Bir avuç insandan fazla olabilseydik... Bağırıp çağırmak kavga etmek değil ama isteklerimizi özgürce ve sakince ifade edebilseydik... Milletin vekili olan koca koca adamların, kadınların çığlık kıyamet kavga etmek yerine bizim dertlerimiz için çabaladığını görebilseydik... Bizleri dinleyebilselerdi...
Keşke toplum olarak iyileşebilseydik... Kendi vatandaşımıza önem verebilseydik... Hep birlikte güzel günler inşa edebilseydik... Önce ahlakımızı sonra kaybettiğimiz diğer değerlerimizi geri kazanabilseydik....
Narin'e, Rojin'e, 6 Şubat depreminde hayatını kaybedenlere, öldürülen tüm kadın ve çocuklara, hakkı yenmiş tüm insanlara ve insanca yaşamak isteyen tüm insanlığa....

Yorumlar
Yorum Gönder