Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nerede O Eski Ramazanlar?

En son yayınlar

Keşke

keşke: belirteç . bağlaç dilek anlatan tümcelerin başına gelir, dilerdim ki, ne olurdu gibi özlem ya da pişmanlık bildirir. Ne değişik bir kelimedir şu keşke... Neler barındırır içinde... Çok kullanılan ama belki de en çok kullanılması istenmeyen kelimelerdendir bence. Hemen herkesin bir yerlerde sakladığı bir "keşke" vardır. Keşke olmasaydı... Bugün bireysel değil toplumsal keşkelerden bahsedelim isterim... Keşke ahlakımızı yitirmeseydik derim önce... Ahlakı dinle örtüştürmesydik. Ahlakın "insan olmak" ile ilgili olduğunu özümseyebilseydik. Açık giyinmenin ya da tesettürlü olmanın, alkol kullanmanın ya da kullanmamanın, namaz kılmanın ya da kılmamanın ahlaklı ya da ahlaksız olmakla ilgili olmadığını bilseydik... Keşke "özgürlük" kavramının başkalarının alanlarına tecavüz etmekten çok uzak bir şey olduğunu anlasaydık. Sokaklarda "çıplak" gezmenin ya da bazı kahve zincirlerinin önünde tekbir getirmenin , kadın erkek demeden sosyal medyada ne özel ...

Cicim Ayı Evliliğin İlk Yılından Sonra Başlar...

Selamlar! Evliliğimin ikinci yılını geride bırakırken, yeni evlenecek ya da henüz evlililiğinin ilk yılında olan insanlar için birkaç satır yazmak istedim. Özellikle bu konuyu seçtim çünkü bu konu benim için çok önemli. "Keşke evlenmeden önce bilseydim" diyebileceğimiz birçok şey olabiliyor tabi ki ama bence bu en önemlisi:  "Evlendiğinizde ilk bir yıl asla cicim aylarınız değildir ve muazzam bir saadet beklemeyin!" Bu cümleyi aklınıza kazıyın ve ne kadar doğru olduğunu okudukça anlayın. Öncelikle bu benim cümlem değil. Cümlenin orijinali de bu değil. Cümlenin hikayesiyse şu; Düğünüme yaklaşık 2-3 ay var. Heyecanlıyım, mutluyum... Yaş 34... Köprüden önce son çıkış misali (kime göre neye göre tabi ama) son anda koca bulmuşum :D Çok da seviyoruz birbirimizi. Bizimki yakın hatta çok yakın arkadaşlıktan ilişkiye dönme. Şanslı sayıyoruz kendimizi. Evlenmek bizim için çocuk oyuncağı yani... Her neyse uzatmayayım. Bir akrabamızın evine yemeğe gittim. Pek de hoşlanmam kendi...

Çocuk Düşünmüyor musunuz?

  Herkese merhaba; Bugünün konusu biraz ağır. O nedenle şimdiden bu yazı içerisinde dolaylı yoldan adı geçen, kendisinden bahsedilen ve hakkında ağır konuştuğum kimseden özür dilemediğimi belirteyim. Öyle ki bu sözlerimi denk gelip yüzünüze söyleyeceğim anları hevesle bekliyorum. Girizgahta isyanımı kustuğuma göre gelelim asıl meselemize...  Farkında mısınız bilmiyorum ama hayatlarımız kocaman bir sorgu odası... "Sınavı kazandın mı?, Nereyi kazandın?, Okul ne zaman bitiyor?, Hayatında kimse var mı?, Nişan ne zaman?, Düğün ne zaman?".... Özellikle de akrabalar tarafından bu soruların ardı arkası kesilmez. Herkes üzerine vazife olmadığı halde, çoğu zaman "iyilik" kisvesi altında bu soruları sorar da sorar... İyilik kisvesi diyorum çünkü maalesef çoğunlukla kimsenin niyeti o kadar da iyi değilidir. Üstelik biz bu sorulara delirirken anne babalarımız bize "aaa ama halan/teyzen/dayın/amcan/nenen seninle ilgilendiğinden soruyor" diye en ufak kaş kaldırmamıza müs...

Bıkmadık mı Şu Okul Müsameresi Tadında Kınalardan?

 Yeniden merhaba, Uzun zamandır hakkında yazmak istediğim bir konu var ki ilk içeriğimi bununla ilgili üretmezsem olmazdı... Konumuz "yeni nesil kına geceleri".  Öncelikle bu yazıdaki tüm kelimelerin kendi fikrim olduğunu ve kimseyi zan altında bırakma niyetim olmadığını belirtmek isterim. Görselde de anlayacağınız gibi kişilik haklarına saygım var. (Kızların yüzü bu nedenle nur gibi parlıyor 😅) Gelelim konumuza... Evet, malumunuz son yıllarda gittikçe yaygınlaşan, masrafları neredeyse bir düğün ile eşdeğer olan ancak buna rağmen hiçbir özgünlüğü kalmamış ve herkese tek tip paket program şeklinde uygulanan kına geceleri var... Instagramda neredeyse metre kareye bu konu ile ilgili 100 gönderi düşer oldu. Düğün sezonu yavaş yavaş başlarken ben de bu konudaki fikirlerimi yazmak isterim.  Önce kendi hikayemden bahsedeyim. Evleneli 2 yıl oldu ve ben evlilik sürecinde adı "gelenek" olan ama aslında popüler kültürle özdeşleşmiş ve gösterişten başka hiçbir işe yaramayan bi...

Tanışalım mı?

 Herkese selam... Uzun zamandır hayata geçirmeye çalıştığım blogum için bugün ilk adımı atmaya karar verdim. "Blog mu kaldı Allah aşkına" diyenler olacaktır elbette, bunu ben de çok düşündüm ama içimdeki yazma aşkını yansıtabileceğim başka bir çözüm bulamadım.  İlk yazıda tanışalım istiyorum. Daha doğrusu bu yazıları yazan kimdir nedir diye merak edenler için eğlenceli bir özgeçmiş bırakayım diyorum. Öncelikle şunu bilmenizi isterim ki gizliliği severim. Bu nedenle gerçek ismimi cismimi açıklamayı düşünmüyorum. (Gerçi belli olmaz bakarsınız çok ünlü olur şöhrete kapılır açıklarım 😀) Şaka bir yana siz beni Papatya olarak bileceksiniz. Kendime bulduğum mahlasım bu. Neden Papatya diyenlere de basit bir cevabım var: çünkü papatyaları severim. Gösterişsiz güzellikleri vardır ama asla sıradan değildir. Bahar geldiğinde yeryüzünü çok daha güzel bir hale getirirler... Buraya kadar tamamsak, şimdi gelelim Papatya kimdir nedir sorusunun yanıtına. Efendim, Papatya bir kadındır ve malum...